Öne Çıkanlar Hamza Hamzaoğlu GSGazete Prandelli Kiralık Selçuk

Türk futbolunun Atatürk'ü
CV’sinde dünyanın en büyük takımlarından Bayern Münih ve Real Madrid olan, Almanya’da yetişmesine rağmen, bir Anadolu çocuğu aynı zamanda. Saha içindeki duruşu, olaylara yaklaşımı, açıklamaları ile hep örnek olmuş bir rol model aynı zamanda.

Geçtiğimiz sezon başında biraz çalkantılı biraz rötarlı da olsa, Schalke forması giydiği dönemde Galatasaray’ın rahmetli başkanı Özhan Canaydın’a verdiği sözü tutup sarı-kırmızılı formayı sırtına geçirdi. Galatasaray taraftarının özlemle beklediği transfer gerçekleşti ve Hamit Altıntop, sarı-kırmızılı forma ile sezonu şampiyon olarak tamamlarken, Şampiyonlar Ligi’nde de tarihi başarının mimarlarından oldu.



Hamit Altıntop'un açıklamaları şu şekilde: 



Hamit, öncelikle teşekkür ediyorum bizi kabul ettiğin için?

Rica ederim.



Sen ailene çok düşkünsün bunu biliyorum. Ailenle ilgili neler söylemek istersin?

Fazla özele girmek istemiyorum. Beni insanlar duruşumla, futbolumla, tanıdıkları şekilde değerlendirsinler istiyorum. Aileme çok düşkün biriyim bu bir gerçek. Ailem benim için değerli ve önemlidir.



“HALİL DE ÇOK MUTLU BEN DE ÇOK MUTLUYUM”



Aile demişken sana ailende en yakın isim her halde ikizin Halil’dir. Onunla ilgili neler söyleyeceksin?

Halil benden bir yıl önce geldi Türkiye’ye. Ailem genelde Avrupa’da. Annem, arada gidip geliyor. Almanya’da, Hollanda’da, İstanbul’da tüm kardeşlerimizle birlikte olmaya çalışıyor. Daha çok ben yalnız yaşadığım için benim yanımda kalıyor. Diğer kardeşlerim Allah’a şükür evli oldukları için benim yanıma daha sık geliyor. Halil ile konuşuyoruz sık sık. Onunla 20 sene bir odayı, yeri geldi bir yatağı paylaştık. Onunla birlikte de oynadık. Sonra yollarımız ayrıldı. O K’Slautern’e gitti ben Schalke’ye. Sonra Schalke’de de beraber oynadık. Son iki haftada şampiyonluğu vermiştik o zaman o yüzden hiç unutamam o sezonu. Sonra yine ayrıldık rakip de olduk. Ben Madrid’den Galatasaray’a geldim. Sürekli görüşüyoruz. O da çok mutlu ben de mutluyum. Her şey iyi gidiyor.



“EVLİLİK NASİP, KISMET İŞİ”



Yine aileden gidiyorum ama sanırım bir tek bekar sen kaldın.

Evlilik tabii ki nasip kısmet işi. Böyle şeyler zorla olmuyor. Benim de hayalim tabii ki. Ama her şeyin hayırlısını diliyorum. Bunda da bir hayır vardır diye düşünüyorum. Hayatım boyunca da hep Allah’tan hayırlısını diledim.



"DAHA İYİSİ İÇİN KENDİNİZİ DE ELEŞTİRMENİZ GEREKİYOR”



Hamit, geldiğin günden itibaren zaman zaman eleştiriler aldın. Ama sen kendini de oynadığın takımları da eleştiriyorsun açık yüreklilikle. Milli Takım’da buna şahit olmuştuk. Neler söyleyeceksin bu eleştiri olayı hakkında?

Eleştiriye açık biriyim ve eleştiriyi de severim. En çok kendimi eleştiren de benimdir. Zaman zaman takımı, oyunu, düzeni de eleştiririm ki bu da memnuniyetsizlik ya da şımarıklıkla alakalı değil. Daha iyisini yapabilmemiz için yapıyorum. Çünkü daha iyisini yapmak için kendinizi eleştirmeniz gerekiyor. Bunu da bazen sesli olarak yapıyorum. Olumlu ya da olumsuz tepkiler geliyor. Ama benim için önemli olan iyi günde de kötü günde de doğruları söylemek, paylaşmak ve doğruyu bulmak, yapmaktır.



“HEP VİZYON VE HEDEF SAHİBİ TAKIMLARI TERCİH ETTİM”



Burada araya girmek istiyorum müsadenle.. Sen Galatasaray’a geldiğinde “kariyeri düşüşte o yüzden geldi” yorumları yapıldı..

Bunu daha önce bir röportajımda daha söylemiştim, bu benim için bir düşüş değil. Alakası da yok. Benim için önemli olan şampiyonluğa oynamak ki çok şükür her sene oynadım. Ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde olmak çok önemli ki bazen olmasa da UEFA Kupası’nda hep Avrupa Kupaları’nda oldum. Böyle hedeflerim var. Hep vizyon sahibi ve hedefleri olan, büyük kulüplerin formalarını giydim. Çok iyi bir futbolcu olabilirsiniz ve bu tip takımlarda oynayabilirsiniz ama oralarda kalmak, başarılı olmak ve uyum sorunu yaşamamak önemlidir. Ben de buna göre düşündüm, artıları eksileri kendimce analiz ettim ve Galatasaray’a gelme kararını verdim ki en doğru kararı verdiğimi düşünüyorum. Buraya gelme zamanlaması da benim için çok iyi oldu. Doğru bir karar verdiğimi de aldığımız şampiyonlukla, Şampiyonlar Ligi başarısı ile ve takım olarak ortaya koyduğumuz başarı ile görebiliyorum. Beni destekleyenler, saygı ile karşılayanlar, sabırla karşılayanlar oldu.



“SON 3 YILDA TOPLASAN 60 MAÇ OYNAMADIM!”



Buradaki performansın hakkında neler söyleyeceksin?

Ben Galatasaray’a gelmeden önce belki 3 sezonda toplasanız 60 maç oynamıştım. Bu sene ilk defa 45 maça yakın oynadım Galatasaray’da. Bazen boşluğa düştüğüm, konsantrasyon eksikliği yaşadığım zamanlar oldu. Ama ben iyi yolda olduğumuza inanıyorum takım olarak. Bunun için güzel bir tatilden sonra daha iyi, daha güçlü, daha hazır bir takım olarak sezona başlayacağız. Yeni hedeflere hep birlikte koşacağız umarım.



“KARİYERİMDE KAÇ GOLÜM VAR BİLMİYORUM.. O KADAR AZ YANİ..”



Peki Galatasaray’da senden beklentilerin yüksek olması mıydı asıl sorun?

Ben kendimi korumak için söylemiyorum. En büyük eleştiriyi zaten ben kendime yapıyorum ama insanların benden sürekli gol beklemesi biraz tuhaf. (Gülüyor) Ben kariyerim boyunca kaç gol attığımı bilmiyorum ki. Çokluğundan değil, az olduğundan bilmiyorum. Burada buna söylerken sen de ben de gülüyoruz. Bu çok güzel. Buna gülmek gerekiyor zaten. Ama doğru eleştiriler lazım. Sonuçta şampiyon olan bir takıma geldim. Aslında şampiyon olan takımlar çok nadir kadro değiştirir ama Galatasaray bu riski alıyor ve 5 - 6 oynayan oyuncu ile geçen yıldan yoluna devam ediyor. Ben buraya Real Madrid’den geldim ama nereden gelirsen gel! Buradaki herkese saygı duymak zorundasın ki ben de bunu yaptım. Bu takımın bir iskeleti var ve ben onlara saygı duyarak, onları anlayarak, kurallarını öğrenerek katkı verebilirim. Bunları kavrayana kadar zaman alabiliyor bu durum. İlk yarı inişli çıkışlı geçti. İkinci yarıda daha iyiydik.



“REAL MADRİD MAÇI TAKIMA ÖZGÜVEN VERDİ!”



Real Madrid maçı Galatasaray için bir kırılma maçı oldu diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Ama lig için tam olarak söyleyemeyiz bunu çünkü Real Madrid maçından önce de ligde kazanmaya başlamıştık. Ama Real Madrid maçı takıma, camiaya, taraftara ayrı bir özgüven verdi. Ben Şampiyonlar Ligi’ne ilk katıldığımız zaman da söylemiştim bunu. Takımımızda inanılmaz yetenekli ve kaliteli oyuncular var. Ama tecrübe en büyük ihtiyacımızdı. Madrid maçlarında tecrübe ihtiyacımız olduğunu gördük. Baktığınız zaman zaten Real Madrid karşısında Bayern Münih’ten başka orada çok iyi oynayan takım olmadı. Pozisyona ve şartlara göre baktığınız zaman da biz yine de iyi oynadık diye düşünüyorum. Hiçbir takımın bir sezonda 40-50 maç aynı seviyede oynamasını bekleyemezsiniz. Elbette inişleri, çıkışları olacaktır. Bunu çok az takım başarabilir. Mesela Bayern Şampiyonlar Ligi’nde çok iyiydi ama onların en büyük avantajı ligi çok erken koparmaları oldu. Ligi erken bitirince, rotasyon yapma durumunuz da oluyor. Bunlar küçük faktörler ama büyük hedeflere yürütüyor sizi.



“HEP OLUMSUZU GÖRÜYORUZ..”



İspanya’da El Clasico dahil, Almanya’da da çok önemli derbilerde oynadın. Oradaki rekabet ve taraftar coşkusu ile derbi kültürü ile Türkiye’deki duruma baktığında aradaki sorun ne? Biz neden bu kadar gergin ve nefret dolu derbiler yaşıyoruz?

Ben bunu sadece futbola bağlayamam. Mesela ana haberi izliyorum televizyonda, %80’i olumsuz haber olur mu ya? Biz hep olumsuzluklarla yola çıkıyoruz. Orada zaten eksi ile başlıyoruz. Tabii ki olumsuz şeyleri de konuşacağız. Daha iyi yapmak ve düzeltmek için konuşalım ama pozitif yaklaşmamız lazım. Bu ülkede iyi şeyler de oluyor. İnsanların içini karartıyoruz. Öyle bir psikolojiye sokuyoruz ki kendimizi, bu durumda sadece kaybedebilirsin. Kazanman mümkün değil. Yeri geldiğinde eğleneceksin, çalışacaksın, dinleneceksin. Bunları yerine göre yaparsak daha iyi olacağız.



“BU NEYİN NEFRETİ ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL!”



Bunu sadece Fenerbahçe için söylemiyorum yanlış anlaşılmasın; ama mesela biz derbide sahaya çıktığımız andan itibaren taraftarlar takımına destek olmak yerine sürekli bizimle uğraştılar. Yani diyorum ki bu neyin duygusu, neyin nefreti anlamak mümkün değil. Tamam rekabet elbette olacak. Sağlıklı rekabet olsun ki her takım daha iyi yola gitsin. Bu gerilimin kimseye bir yararı yok anlatmak istediğim şey bu.



“SEN KİMİ, NE İÇİN KURBAN EDİYORSUN?”



Evet derbide bu gerilim her statta oluyor farklı boyutlarda da olsa ama saha içine de yansıyor. Son maçta da gördük bunu. Sen Saracoğlu’na Milli Forma ile de çıktın. Kaldı ki hepiniz zaten arkadaşsınız da özel hayatlarınızda. Bunun önüne nasıl geçeceğiz?

Ben bir konuya değinmek istiyorum; Tutku ve takıma destek olma konusunda her zaman varım. Ama bu fanatizme geçiyorsa ve insanlık dışı olaylar oluyorsa, sen bu konularda tarafsız olamıyorsan bu kötü bir sinyaldir. İnsani olaylarda da insanlar taraflı oluyorsa bunun ne kendine ne camiana ne de insanlığa bir katkısı olmaz. Ben kendimden örnek vereyim ; Benim yeğenimin bir hatası varsa onu gösteririm. Atıyorum, hata yaptıysa o gün onun televizyon izlemesine izin vermem. Cezalandırırım ama tabii ki ona doğruyu anlatarak yaparım bunu. Ben onu sevmiyor muyum? Asla.. Benim canım ciğerim o.. Ama doğruyu bulabilmesi, onun iyiliği için, geleceği için faydalıdır bu. Anlatabiliyor muyum? Ne oldu? Bir arkadaşımız öldü. Ne kadar önemli olabilir ki futbol bir insan hayatından? Sen kimi ne için kurban ediyorsun ki? Buradan o kardeşimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine de baş sağlığı diliyorum. İnşallah bunlar artık yaşanmaz.



FATİH TERİM TÜRK FUTBOLUNUN ATATÜRK’Ü!”



Fatih Terim.. Senin uzun zamandır tanıdığın bir isim ki Galatasaray tercihinde de transfer sürecini yakından bilen biri olarak etkisi olduğunu biliyorum. Neler söyleyeceksin Fatih Terim için?

Hocanın buraya gelişimde büyük etkisi oldu. En başta da sistem olarak etkisi oldu. Çünkü Fatih Terim’in ne oynatacağını biliyorsunuz. Çünkü Milli Takımlar’da tanıyorsunuz birbirinizi ve onun beklentilerini de biliyorsunuz. Bunun etkisi çok büyük. Fatih hocanın kişiliği kendine has bir kişilik. Bunu bilmeyenler dışarıdan yanlış değerlendirebilir. Bu camiada, bu futbol ortamında onun yaptıklarını yapabilmek gerçekten çok zor. Fatih hoca doğrularına bu kadar sadık olmasa, bu yollarda yürüyemez, tarih yazamazdı. İnanılmaz bir enerji harcıyor. Çizdiği yoldan bugün herkes geliyor. Ben her konuda Fatih hoca ile aynı dili konuşmasam da aynı düşünceye sahip olmasam da bazen, ben onun için açık söyleyeyim, “Türk futbolunun Atatürk’ü” diyebilirim. Dediğim gibi her zaman aynı düşünceyi paylaşmasam da bu benim düşüncemdir. Hoca bizi dinliyor ve saygısını sevgisini gösteriyor ki biz de aynı şekilde saygı ve sevgi çerçevesinde hep konuşuyor ve fikrimizi söylüyoruz. Bunu da hep daha iyisini yapabilmek adına yapıyoruz. Bunları bir nedenle söylemiyorum, böyle inandığım için söylüyorum. Başardıkları ve bu engeller arasında gösterdiği yol çok önemli. Büyük saygı duyuyorum.



“İSTANBUL BENİM HER ZAMAN FAVORİM!”



İstanbul’a geldin peki şehrin tadını çıkartabiliyor musun?

Kesinlikle bu şehir muhteşem. Boğaz’da bir çay içmek mesela bana büyük keyif veriyor. Köprüden karşıya çok fazla geçmesem de bana geçtiğim zamanlarda o bile büyük keyif veriyor. Ben 65 ülkeye falan gittim futbol sayesinde ama her zaman benim favorim İstanbul. Ama ben buraya İstanbul için gelmedim. İşimi yapmak için geldim. Beni tanıyanlar da bilirler zaten, genelde evimde vakit geçiriyorum. Arkadaşlarımla bir ortam olursa oturuyorum, sohbet ediyorum. Ayda yılda bir alışverişe çıkıyorum ama genelde İstanbul’un da tadını çıkartıyorum. Ayrıca insanların arasında olmayı da seviyorum. Paylaşmayı çok seviyorum çünkü. Ama karşındaki insan da biraz anlayış göstermek zorunda. Öyle olunca kimseye huzursuzluk vermek istemiyorum ve bazen bulunduğum ortamlardan uzaklaşıyorum. Belki sporcu olmasam ve Galatasaray gibi bir kulübe karşı sorumluluğum olmasaydı bir şey söylenmesi, yapılması gereken yerlerde yapardım. Ama dediğim gibi ben bir camiayı temsil ediyorum. O yüzden bazen susuyorsun, kulağını kapatıyorsun. Ben başkalarını dinleseydim, yanlış ve kasıtılı eleştirilere kulak asmamaya çalışıyorum. Zaten her şeyin fazlası insanı yıpratır. Ben hırs yüzünden kişisel anlamda zor dönemler de geçirdim. Bazen frene basmak daha sağlıklıdır. İnsan kendi otokontrolünü yapmak zorunda.



“DAHA ALINACAK ÇOK KUPA VAR!”



Umarım uzun yıllar daha oynarsın ama bir gün futbolu bıraktığında hedefin ne? Seni futbolun içinde görmeye devam edecek miyiz?

Öyle bir hedefim yok. Ben anın tadını çıkartmaya çalışıyorum. Geriye bakmıyorum hiç. Yani Madrid’deydim, Bayern’deydim, şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım gibi düşüncelerim, pişmanlıklarım asla yok. Çünkü ben o an en iyisini yapmaya çalıştım ve bu benim için başarıdır. İnşallah daha çok alınacak kupalar var. Dediğim gibi siz elinizden geleni o anda en iyi şekilde yapmak için çabalıyorsanız, Allah da yardım ediyor.



“FUTBOLDAN KOPMAYI DÜŞÜNMÜYORUM”



Ben çok farklı şeyler oluşmazsa, kendi tecrübemi ve yeteneğimi futbolda sürdürmeye devam etme niyetindeyim. Ama bu hangi konumda olur onu zaman gösterecek. Futboldan kopmayı düşünmüyorum yani.



“TARAFTARIMIZ BİLSİN Kİ BEN FORMAMIN HAKKINI VERİYORUM”



Galatasaray taraftarı sana çok destek oldu. Onlar için neler söyleyeceksin?

Bana çok büyük destek verdiler. Ben taraftarımıza bu konuda çok teşekkür ediyorum. Beni yeri geldiğinde ıslıklıyorlar ya o bile doğal olduğu için bunu bile kabul ediyorum. Belki benim o an saha içinde başka futbolculara kıyasla tavırlarımdan, hareketlerimden %100’ümü vermediğimi düşünebilirler ama ben her zaman sahada elimden gelenin en iyisini yapmak için mücadele ediyorum. Bu takıma ve kulübe gönülden yaklaşıyorum. Ben tören oluyor, seve seve gidiyorum, sokakta resim isteyenleri geri çevirmiyorum. Taraftarımız şunu bilsinler, ben sahaya çıktığımda da saha dışında da bu formanın hakkını veriyorum. Ben o formayı giyip sahaya çıktığımda en iyisini yapmak için çabalıyorum. Bunu bilmeleri yeterli benim için.



“BİZ O GÜN ÇOK AMA ÇOK İNANMIŞTIK”



Son olarak Schalke maçnda attığın gol ve yaşadığın o duygu patlamasını sormak istiyorum. Bir de evinde böyle bir coşku yaşamak nasıl bir duygu?

Ben sevinmede de sakinimdir. O duygu patlamasıydı. Ama bunun benim attığım golle ilgisi yok. Biz o gün çok ama çok inanmıştık. Sonra sahada hiç pozisyon yokken yediğimiz bir gol oldu. Ama benim attığım golden sonra alınacak yenilgi dışındaki her skor bizim lehimize olacaktı. Onun coşkusuydu o. O golü başka biri de atsa aynı coşkuyu yaşayacaktım.

Röportaj: TürkFutbol.com


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ermhkm 4 yıl önce

atatürk gibi adam vallahi imparatorda, katılıyorum..hadi hamit seneye bir patlama yaparsın umarım..

Avatar
ChaTLacKWaRRioR 4 yıl önce

çok doğru söylemiş ilkleri yaşatanlar hiçbir zaman unutulmazlar