GALATASARAY adım adım şampiyonluğa yaklaştıkça, Aykut Kocaman’ın maç sonrası açıklamaları, sipariş sorulara verdiği planlı cevapları ayrı bir anlam kazanmaya başladı.


MESELA, ‘Galatasaray ile oynanan maçta Bobo’nun kırmızı kart görmesine Kayserisporlular’ın büyük reaksiyon göstermediklerini ancak Fenerbahçe’nin kazandığı penaltıya büyük tepki verdikleri’ ifade edilerek yöneltilen, Pulitzer’e aday gösterilecek “Size karşı olaylar çok büyütülüyor mu? Bu konuda bir şikayetiniz var mı?” sorusuna şu cevabı verdi Kocaman:


“TOPLUMUN hafızası aslında sizlersiniz. Biz ne kadar söylersek söyleyelim bir yere kadar geliyor. Çok net söyledim aslında, her şey çok net. Bir şey söylediğim zaman zaten etrafımdaki oklar bana karşı çevrilmiş duruyor. Bu nedenle fazla konuşmayayım. Toplumun hafızası sizsiniz. Sizlerin olayları daha iyi değerlendireceğinizi düşünüyorum.”


MADEM toplumun hafızasıyız; kırmayalım Aykut Kocaman’ı.

Mesela yine aynı maçta, Fenerbahçeli Kuyt ile Sow’un, Avrupa kupalarına katılma mücadelesi veren Kayserisporlu futbolculara “Galatasaray için mi oynuyorsunuz” demelerini gündeme getirelim.


NEDEN bu söylemin son yıllarda Fenerbahçeli futbolcular arasında çok yaygın olduğunu soralım.


SAHADA dökülen alın terine saygı göstermemelerinin ardındaki nedenleri sorgulayalım.


ESKİŞEHİRSPOR maçında sahaya giren, hakemin üzerine yürüyen, el kol hareketleri yapan, bağırıp çağıran Aykut Kocaman’a neden Fatih Terim’e bu sezon verilen cezanın 12’de 1’inin bile verilmediğini tartışalım.


MEİRELES’İN inen, Melo’nun inmeyen cezasına bakalım.


KADIKÖY’DE iki taraftar bıçaklanınca basının gündeme bile getirmediği saha kapatma konusunun, Gaziantep’te canını kurtarmak için sahaya giren Galatasaray taraftarı söz konusu olunca nasıl manşetlere taşındığını bir araştıralım.


YA da daha eskiye gidelim; hep beraber 2010/2011 sezonuna uzanalım.

Fenerbahçeli bir yöneticinin, içerideki acar muhabirinden aldığı rakip takım kadrosunu maçtan bir gün önce telefonda Kocaman’a yazdırdığı ve her nedense basının pek itibar etmediği tapeyi hatırlayalım.


KİM miydi o rakip takım?

O sezon 17 deplasmanda hiç maç kazanamayarak lig tarihine geçen Buca…

O sezon sonunda küme düşen Buca…

O sezon 4 büyüklerle yaptığı hiçbir maçtan puan çıkartamayan Buca…


VE böylesine zayıf bir rakibin kadrosunu önceden alarak avantaj elde ettiğini düşünen bir hoca.


SANIRIM Aykut Kocaman’ın isteğini yerine getirip hafızaları biraz tazeledim.

Eğer isterse daha da tazeleyebilirim ama şimdilik yerim dar.


BU nedenle önümüzdeki haftaya dair kocaman bir jestle bitirmek istiyorum yazımı:

“Bir not yazabilir misiniz, kağıdınız kaleminiz var mı hocam… Muslera kaleci abi…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.