Öne Çıkanlar Galatasaray GSGazete Süper Lig transfer Burak Yılmaz

Ailenin alamancı Kuzeni Podolski!
Henüz küçüğüm ve futbol oyunlarını o zaman deli gibi oynuyorum. Turnuva takımı olan Almanya'yı seçiyorum hemen, forvetlerini deli gibi seviyorum.

Podolski ve Klose, asla vazgeçmem. Panini çıkartma koleksiyonum var, orayı da biriktirmek amacındayım. Bir şey dikkatimi çekiyor, Podolski ile Klose'nin doğum yerinde "POL" yazıyor. Podolski'nin kısaltması desem neden Klose'nin de altında yazıyor bu? Sonra bir kurcalıyorum, Polanya demek ve her ikisi de Polanya'da doğmuş. Ne güzel diye düşünüyorum kendi kendime, her ikisi de futbolcu, her ikisi de Polanyalı, her ikisi de Alman Milli takımında oynuyor ve yan yanalar. Çıkartma albümünde bile yan yanalar, ayrılmıyorlar ki hiç diye düşünüyorum. Sonra doğum tarihlerine bakıyorum, biri daha küçük biri daha büyük. Bunu hiç beklemiyordum, Podolski daha çocukmuş ama Klose artık yetişkin bir birey diye geçiriyorum aklımdan. O zamanlar polisiye dizisi vardı. Selçuk Yöntem ve Yiğit Özşener oynuyordu, 24 Saat diye. Aklıma o dizi geliyor. Herhalde diyorum bu takımın Selçuk Yöntem'i yani daha büyüğü, işi bileni Klose; daha genci, fişek gibi olanı, kanı deli akanı delikanlısı Podolski böyle yaklaşıyorum bu ikiliye. Sonra düşünüyorum ulan Podolski Galatasaray'a gelir mi? Bir gün gelir elbet ama bugünlerde gelir mi? Orası zor işte. Ama geliyor.

O gün ben Galatasaray'a transfer yapıyorum, Klose'yi almıyorum ama çünkü ben orada Cassano ve Kuranyi'yi deniyorum. Süperstar almaya karşıyım çünkü o zaman heyecanı kalmıyor. İşte o gün tanıyorum Podolski'yi, o zaman başlıyor benim Podolski hikayem.. Bugün ise Podolski, Galatasaray'a transfer oluyor ve o çocuğu hatırlıyorum. Gerçi o çocuk çok sevdiği Baros'u, Kewell'i, Sneijder'i hatta çocukken Galatasaray'a gelmesini geçtim Türkiye'ye hazırlık maçı için bile gelemeyeceğini düşündüğüm Drogba'yı bile Galatasaray formasıyla izlemiş ama bu Podolski'nin Sarı Kırmızılı formayı giyecek olmasının verdiği mutluluğu ve heyecanı bastırmıyor tabi ki. Ve işte o çocuk, bugün büyüyor ve Podolski yazısı yazıyor. Hayat bu; neden olmasın..

Öncelikle Podolski'nin transferi kesinlikle nokta bir transferdir. Yanlış bilinen bazı şeyleri düzeltmek isterim; Podolski kesinlikle Türk düşmanı değil. Türk mahallesinde büyümüş, ister istemez etrafındaki çoğu insan Türk olmuş, arkadaşlarının Türk olması yetmemiş kız kardeşinin kocası da Türk olmuş ve o da yetmemiş Türk menajerine sahip olmuş. Böyle bir adam neden Türk düşmanı olsun? Türk'ün Türk'ten başka dostu var kardeşim, işte Podolski.. Nuri Şahin olayına gelelim. Nuri'ye faul yapıyor, Nuri de haklı olarak ani bir tepki veriyor. Podolski de o maçın bir kaç gün öncesinde Türkiye'nin Almanya'ya 3-0 yenilmesine gönderme yapıyor ve 3-0 işareti yapıyor. "Sinirin bundan dolayı mı?" Sonra bizim Nuri de kavga etmemek için kırmızı kart görmemek için pozisyondan uzaklaşıyor ve sonrası bilindik hikaye. Podolski'ye en güzel cevabı sahava veriyor, Podolski de maç sonu Nuri'nin yanına gidip özür diliyor, elini uzatıyor. Zaten iyi arkadaşlar, Nuri hala Podolski sorusu gelince öyle diyor en azından, saha içinde olan şeyler çok da şey yapmamak lazım nihayetinde. Ve bu adam kesinlikle Hitler selamı vermedi. Hitler selamı sağ elle verilir ama Podolski sol elle veriyor. Adam zaten Polanyalı, ötesi var mı bunun? Bu adama ırkçı, Türk düşmanı diyen varsa çarpılır. Lukas çay seviyor oğlum, Leyla ile Mecnun'un kulağı çınlasın "çay seven adam hiç kötü olur mu ya?" Lukas Podolski için yazılan scout raporu tarzı yazılara çok gülüyorum, merak etmeyin öyle bir yazı yazmayacağım. Podolski için bu tarz bir yazının yazılmasını doğru bulmuyorum. Şunu demek istiyorum ki; Podolski'yi veya düzeltmek gerekirse Lukas Podolski transferini beğenmeyen arkadaşlar varsa onlarla futbol konuşmak istemem.

Onun yerine Survivor'da Merve Aydın'ın neden kaybettiğini konuşmayı daha tercih ederim. Podolski transferi nokta bir transferdir, umarım büyük katkı göstererek bunu doğrular. Peki Podolski neden nokta bir transfer? Podolski Galatasaray'a gelmesi hücum hattında çok daha fazla şey, daha fazla opsiyon ve daha fazla güç katacağı kesin. Zaten kim gelirse gelsin güç katacaktı ama bu ismin Podolski olması bu gücü biraz daha arttırdı. Asıl mevkisi forvet olan ancak daha sonra sol tarafa geçen ve artık onu sol kanat halinde benimsemeye başladığımız Podolski'nin maddi şartlarımız göz önüne alındığı zaman, takımın ihtiyacı olan futbolcu profili olmasından ve takımda olması gereken bir futbolcu olmasından dolayı transfer kesinlikle iyi bir transferdir. Wesley Sneijder'in pas alanına giren ve her geçen maç bunu daha iyi yapan Yasin Öztekin'in nasıl parladığını gördük. Sneijder'in solunda kendisiyle daha iyi anlaşabilecek, kendisini daha iyi anlayabilecek bir Podolski olduğunu düşününce heyecanlanmamak elde değil. Forvet olduğunu söylemiştim, tekrar söylememe gerek yok ama bazı maçlarda forvet olarak bile oynayabilir. Ancak ben kendisinin sol tarafta oynayacağını düşünüyorum. Podolski'nin bitiriciliği ise standartların epey epey yükseğinde, çok yüksek yani. Türkiye liginin en iyi bitiriciliğe sahip olan futbolcusu olabilir. Bitiricilik nedir bilmeyen arkadaşlar, bu yazıyı okuduktan sonra isimler sayacak ama olsun. FM'de bitiriciliği 20 yani 20 üzerinde 20 almış, tabi ki oyun kıstas alınmaz ama bu bile bitiriciliğinin ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. Yaşı diyenlere de şaşırıyorum adam kesinlikle yaşlı değil. Podolski daha gençken gelseydi, flaş bir transfer olacaktı şimdi ise transferin sükse yaratmasını biraz daha düşürüp, flaş bir transfer yerine nokta bir transfer, iyi bir transfer yaptı. Podolski formu düşük bir şekilde gelmiş olmasına rağmen şu an elinde olan CV'si adeta bir sanat eseri gibi. Büyük liglerde, büyük takımlarda oynamış. Almanya tarihinin en golcü üç futbolcusundan biri ve ülkesi adına en çok gol atan futbolcuların başında geliyor. Üstelik bu adam henüz 30 yaşında ve sol kanat oynuyor. Bu adamın bir sene önce Dünya Kupası kazandığını, Almanya'nın Dünya Kupası kazanan kadrosunda olduğunu unutmamak gerek. Bu adamı eleştiren veya istemeyen adamların ortak özellikleri Sneijder geldiği zaman ona da, Drogba geldiği zaman keza ona da bu yakıştırmaları yapmışlardı.

Baros geldiğinde bitikti ama gol kralı oldu, insan üstü performans sergiledi. Kewell geldiğinde bitikti ama efsane oldu. Sneijder bize gelmeden önceki iki sene içinde 30 maça çıkmıştı ama şimdi neler yapıyor. Podolski kendisini kanıtlamak isteyen bir futbolcu. 2016 Avrupa Şampiyonasında oynamak istiyor, kendini yeniden Avrupa futboluna ispatlamak istiyor ve bunun için de en iyi tercihin Galatasaray olduğunu bilecek kadar zeki bir adam. Kendisini yeniden göstermek için ekstra bir çaba sarf edeceğini düşünüyorum. Ne yazık ki Türkiye'ye ölmüş de gömmeyi unutmuşlar gibi gelen Goran Pandev ile kıyaslanamaz.. Alman Milli takımında 125 maça çıkıp, 48 gol atmış bir futbolcudan bahsettiğimizi hatırlamam gerek ve bu futbolcu Bundesliga'da 210 maçta 70 gol 48 asist, Premier ligde 60 maçta 19 gol 14 asist ve çıktığı 23 Şampiyonlar Ligi maçında 11 gol 3 asist yapmış. Böyle bir adamı beğenmemek, bitmiş demek veya eleştirmek gibi bir lüksümüzün olduğunu sanmıyorum. Yok bu adama ne gerek vardı, ismini bildiğimiz Türkiye'yi bilen Güray Varol'u alsaydık diyorsan bilemiyorum. Galatasaray'ın yeni Harry Kewell'i olacağını düşünüyorum. Bunu düşünen tek ben değilim biliyorum hatta klişe bile yapmış olacağımı biliyorum ama olsun. Kewell gibi sol ayağını çok iyi kullanan, futbolu çok iyi bilen, futbolu zekası çok ama çok yüksek olan, etkili şutları var olan, en iyi nitelendirilecek bitiriciliği ve tembel olmayıp çalışkan bir adam olması Podolski'yi önemli kılarken Kewell'ı da hatırlatıyor. Sadece Kewell bize geldiği zaman önemli sakatlıklar yaşamıştı ama Podolski'nin son 10 senede geçirdiği büyük sayılabilecek tek sakatlık 2013 yılında kısa bir dönem yaşanmış, onun dışında böyle bir sorunu da olmayan bir futbolcu. Podolski'nin bugüne zaman en büyük sıkıntısı aidiyet sorunu çekmesi. Aidiyet diye bir kısa filmi bitirme aşamasında olan ben ise onu çok iyi anlıyorum.

Aidiyet yani bir yere ait hissetme durumu. Lukas bugüne kadar Köln dışında kendini bir yere ait hissedemedi ve bu da takımlara çok yansıdı. Ancak kendisinin Galatasaray'da bu sorunu çekmeyeceğini düşünüyorum. Hava alanındaki karşılama ve onun tepkileri bile bunun en iyi örneğidir. Köln dışında bunun eksikliğini yaşadığını düşünüyorum. Bugün herhangi bir Köln taraftarına Podolski'yi anlatmasını isterseniz, ansiklopedi yazmasının mümkün olamayacağını söyler. Çoğu Köln taraftarı Podolski'yi kulüpten bile daha fazla seviyor olabilir. Aralarında çok özel bir bağ var, Köln kulübü Podolski futbol hayatına devam ettiği sürece 10 numarayı kimseye vermeyeceğini açıklamıştı ve sanırım bu kararları hala devam ediyor. Hatta Podolski zaman zaman kulübü ziyaret eder, en son taraftarlara koreografi olayında yardım etmiş ve koreografi çalışmalarında yer almıştı. Aidiyet sıkıntısını burada çekmeyeceğini ve taraftarlarla arasında özel bir bağ kurulacağını düşündüğümü düşünürsek diğer bir olay ise uyum sağlama süreci. Bana kalırsa Türk kültürünü bilmesi bunu en aza indirecek olan etken. Türk kültürünü biliyor, Türk arkadaşları var, Türkçe'yi de az çok biliyor daha ne olsun. Bu yüzden uyum sağlama sorununu çok az yaşayacağını düşünmekteyim. Kendisi Tarkan, Neşet Ertaş gibi isimleri dinlemeyi çok seviyor. Arsenal'de forma giyerken Mertasecker, Mesut Özil ile beraber konuk oldukları bir programda kebap, döner, sucuk, çayı çok sevdiğini söylemişti.

Her sene Türkiye'ye transfer olacağı söylenen Lukas Podolski, sonunda Türkiye'ye geldi. Ben bu transferin çok faydalı olacağını düşünüyorum çünkü olacaktır. Galatasaray'ın bu transferi nokta bir transferdir, iyi bir transferdir. Aksini düşünene varsa üzgünüm ama futbol konuşmasın, bu bir kibir veya çok bilmişlik değil ama kendi sağlığı için futbol yerine her türlü sporu konuşması daha iyi bir tercih olur. Podolski ayrıca çok büyük bir karakterdir, çok güzel bir insandır. Bir insanla hiç konuşmazsınız ama keşke benim arkadaşım olsa diye iç geçirirsiniz ya Podolski de bu tip insanların başında geliyor. Çok neşeli, çok güler yüzlü, çok eğlenceli ve en önemlisi çok büyük insani özellikleri olan bir futbolcu. Galatasaray'ın aradığı bir isim olmasının yanı sıra bu insani özellikleri ve elinde olan harika bir CV'siyle heyecanlanmamak elde değil.

Podolski'yi özetlemem gerekirse; ailenin Almanya'da yaşayan Alamancı kuzenidir Lukas Podolski.. 5 senede geldi ama geldi.. Geç olsun güç olmasın ve Cimbom'a hayırlı olsun..

Tuna Yüksel

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.