Tarih boyu anlatılacak bir dönem geçiriyoruz. Tüm dünyayı vuran virus, spor organizasyonlarını da vurdu. Kişisel fikrim eylül ayına kadar hiç oynanmaması yönündeydi ama ekonomik nedenler tüm dünyada futbol maçlarını başlattı. Hastalığı yenenler oldu, yenemeyenler oldu. Bu virüs ile mücadele eden herkese iyi dileklerimi gönderiyorum.

Bugün çok fazla futbol konuşmak yine içimden gelmiyor. Artık yeter! Futbol dışında her şeyi konuşmak zorunda kaldığımız futbol yazıları yazmaktan gına geldi.  Büyük futbol liglerinde ne kadar aralıklarla hakemlerin böyle insanları daha da geren maçlar yönettiği görülüyor ve bizdeki bu zaman aralığı nedir bir bakmak lazım. Penaltıydı, değildi bunlar dün için son konuşulacak şeyler. Yaşar Kemal Uğurlu isimli hakem, nasıl bir ruh hali içindeyse yerde acılar içerisinde yardım isteyen Muslera’yı gördüğü halde oyunu devam ettiriyor, yüzüne tokat yiyen Falcao aleyhine faul veriyordu. Maç 2-0 olup, iş işten geçtikten sonra Rizespor’un da penaltısını vermeyip günah çıkartmaya çalışması da zaten durumun özeti. Geçen sene, dünkü penaltıdan daha net bir penaltıdan sonra silahı olsa hakemi vuracak olan şahsın halen kulüp başkanı olduğu bir yerde, aynı sahada, aynı iki takım arasındaki bir maçı bir hakem nasıl normal yönetebilir ki zaten? Yazıklar olsun.

Galatasaray tarihinin yaşayan efsanelerinden Muslera. Senin o yardım çağrını Yaşar Bey umursamaz iken bizim içimiz acımaya başlamıştı bile. İsteseydin rahatlıkla o mücadeleden kaçabilirdin. Alt tarafı bir gol yerdin ama sen son gücünle oraya atladın. Belki de Allah korusun ama futbol hayatını riske attın. Galatasaray’da her zaman örnek bir kişilik olarak adın yer alacak. Geçen sene Emre, bu sene sen. Emre döndü, şimdi sıra sende. Çok geçmiş olsun güzel insan. Andone’ye de çok geçmiş olsun.